Beylerbeyi Sarayı
Photo: User:Roweromaniak · CC BY-SA 2.5 · Wikimedia Commons

Beylerbeyi Sarayı

Beylerbeyi Sarayı Tüneli, Beylerbeyi Mahallesi, İstanbul Tarihî yapı

Genel Bakış

Beylerbeyi Sarayı, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde bulunan yazlık bir Osmanlı sarayıdır. Günümüzde müze olarak kullanılan Beylerbeyi Sarayı, kendisine bağlı çeşitli yapı ve diğer unsurlardan oluşan bir kompleksin parçası olup adını, bulunduğu Beylerbeyi semtinden alır. Osmanlı Padişahı Abdülaziz'in talimatıyla 1863-1865 yılları arasında Sarkis Balyan tarafından inşa edilen saray, dönemin en önemli mimarlarından birinin eseridir. Sarayın mimari yapısı, barok ve neoklasik tarzların etkisi altında olup, geniş bahçeler, fountaınılar ve su kanallarıyla çevrilmiştir. İç mekanlarda ise zengin fresko tablo, porselen duvarlık ve devasa halılar bulunur. Günümüzde saray, Osmanlı döneminin yaşam tarzını ve sanat eserlerini gösterebilen önemli bir tarihi miras olarak değerlendirilmektedir.

Tarihi

Beylerbeyi Sarayı'nın tarihi, Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak dönemlerinden birine aittir. 1832'de inşa edilen ahşap saray, II. Mahmud tarafından yazlık olarak yaptırılmıştı ve 1851 yılında çıkan yangından sonra "uğursuz" olarak adlandırılmıştır. Abdülaziz'in talimatıyla 1861'de yıkılıp yerine 1863'te yeni bir saray inşa edilmiştir. Bu yeni yapı, 1864'te tamamlanmış ve 21 Nisan 1865'te resmi açılmıştır.

Abdülaziz'in saltanatı sırasında sarayı her yıl genellikle Nisan ayının sonlarında kullanmıştır. Ayrıca Avrupa seyahati dönüşünde bu sarayda konaklamış, Süveyş Kanalı'nın açılışı nedeniyle ziyaret eden devlet başkanlarını da burada ağırlamıştır.

II. Abdülhamid'in saltanatının başında çıkan 93 Harbi sırasında muhacirler ve yaralı gaziler bu sarayda iskân ve tedavi görmüştür. Sarayı 1909 yılında mimar Vedat Tek tarafından onarılmıştır.

II. Abdülhamid, yaşamının son altı yılını bu sarayda ev hapsinde geçirmiş ve burada da vefat etmiştir (10 Şubat 1918). Cumhuriyet döneminde ise 1925 tarihli bir bakanlar kurulu kararnamesiyle Milli Saraylar Başkanlığı yönetimine bırakılmıştır. Atatürk'ün daveti üzerine Türkiye'ye gelen İran Şahı Rızâ Pehlevî de bu sarayda ağırlandı.

Sarayı çevreleyen Boğaziçi Köprüsü'nün inşası ve çeşitli kurumların saraya ait alanları kullanması, sarayın bütünlüğünü bozmaktadır. Günümüzde ise bir müze-saray olarak ziyarete açıktır. Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı tarihinin önemli bir parçasıdır ve bu nedenle çok sayıda turist tarafından ziyaret edilmektedir. Bu sarayın geçmişini anlamak, Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak dönemlerinin bir yansımasını görmüş olmaktır.

Mimarisi

Beylerbeyi Sarayı, Rönesans, Barok ve Doğu-Batı mimari üslubunun kaynaştırılmasıyla inşa edilmiş bir yapıdır. Deniz kenarında rıhtım üzerinde duran saray, kâgir bir yapısıyla iki katlı bir bina haline gelmiştir. Sarayın çatısı, cepheleri dolaşabilen bir korkuluk tarafından gizlenir ve dış görünüşü zemin katla üst katı güçlü bir şekilde ayıran bir silme ile ayrılır. Deniz ve yan cepheleri orta bölümlerinde dışarıya doğru taşan üç bölüm halinde düzenlenmiştir.

Pencereler, dikdörtgen şeklinde olup kemerlerle süslenirken, duvar köşelerinin arasında tek ve çift sütunlar bulunur. Sarayın birinci katı mermerle döşenmişken, ikinci kat ise mermer benzeri taştan oluşmaktadır. İçdeki oymalar, altın nakış işleri, resimler ve yazılarla süslenmiştir.

Zemin kat, suyu denizden getirilen ve camekanla örtülü bir havuz içermektedir. Üst katta bulunan büyük salonlara "Kabul Salonu" adı verilirken, sarayın iç dekorasyonuna özel ilgi gösteren Sultan Abdülaziz, tavan çerçevelerine deniz ve gemi temalı süslemeler eklemişti. Sarayın Harem bölümü ise daha sade bir şekilde düzenlenmiştir.

Saray, üç giriş (Harem, Selamlık ve Koltuk Kapısı) ile 24 oda, 6 büyük salon, 1 hamam ve 1 banyoya sahiptir. Planı, ortadaki büyük bir salonun çevresindeki odalardan oluşur. Sarayın mimarisinde denizle olan güçlü bağlantısını yansıtan bu yapı, İstanbul'un önemli tarihsel ve kültürel zenginliklerinden biridir.

Kaynak: Wikipedia

Yorumlar

No reviews yet. Be the first!

Yorum yazın