Çırağan Sarayı
Photo: A.Savin · FAL · Wikimedia Commons

Çırağan Sarayı

Çırağan Caddesi, Yıldız Mahallesi, İstanbul Saray

Tarihi

Çırağan Sarayı'nin tarihi, Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak dönemlerinin bir göstergesidir. 17. yüzyılda "Kazancıoğlu Bahçeleri" olarak bilinen bölge, 18. yüzyılın başlarında Beşiktaş kıyısını süsleyen denize bakan saraylar ve bahçelerin merkezi haline gelmiştir. Bu dönemde, Lale Devri olarak anılan "Çiçek ve Müzik Aşkı" döneminin en önemli simgelerinden biri olan Çırağan Şenlikleri düzenlenmesiydi. Sultan III. Ahmed, bu alanın mülkünü gözde Vezir-i Azam İbrahim Paşa'ya hediye etmiş, böylece sarayın inşası onun emriyle gerçekleştirilmiştir.

1834 yılında Sultan II. Mahmud, eski yalıyı yıkmak ve yeni bir yapı yapmak için karar vermiştir. Bu süreçte okul, cami ve mevlevihane ortadan kaldırılmıştır. Yeni sarayın yapımında büyük ölçüde ahşap kullanılırken, temel kısmı tamamen taştan inşa edilmiştir. Sarayın etrafına dikilen 40 sütunla klasik bir görünüm verilmiş ve bu yapı batı mimarisiyle örtüşmüştür.

Abdülmecid ise Sultan II. Mahmud'un yaptırdığı sarayı yıktırarak, batı tarzında yeni bir yapı yapmayı planlamıştır. Ancak 1863'te vefat etmiş ve parasal zorluklar nedeniyle bu proje tamamlanamamıştır. Abdülaziz ise 1871'de sarayın inşaatını tamamlamış, ancak doğu mimarisi tercih edilmiş ve Kuzey Afrika İslam Mimarisi uygulanmıştır.

Sultan II. Abdülhamid, Çırağan Sarayı'nın kapılarından birini, onları çok beğenen Almanya İmparatoru Kayzer II. Wilhelm'e armağan etmiştir. Yapımına 1863'te başlanan saray, 2,5 milyon altın değerinde malzemeler kullanılarak 1871'de tamamlanmıştır.

Son kez 1876 yılında buraya gelen Sultan Abdülaziz, halk arasında Beşiktaş Mevlevihanesi'nin yıktırılmasıyla sarayın yerine getirilmesinin uğursuzluk getireceği söylenmesinden dolayı Çırağan Sarayı'ndan ayrılıp Dolmabahçe Sarayı'na taşınmıştır.

14 Kasım 1909'da saray Meclis-i Mebûsan Binası olarak kullanılmaya başlamış, ancak 19 Ocak 1910 tarihinde çıkan bir yangında büyük zarar görmüştür. Bu olayda II. Abdülhamid'in özel koleksiyonu ve V. Murad'ın kütüphanesi de kaybolmuştur.

I. Dünya Savaşı sonrası İstanbul'un işgal altında olduğu dönemde saray, Fransız istihkam kıtası olarak kullanılmıştır. 1930'da Beşiktaş Futbol Kulübü tarafından bir futbol sahasına dönüştürülmüş ve sonraki yıllarda turistik bir otel yapım planları da yapılmıştır.

Saray'ın bodrum katında bulunan Mevlevi dervişlerine ait mezar taşlarının yer aldığı bu tarihi yapı, Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak dönemlerinin ve kültür hayatının bir göstergesidir.

Kaynak: Wikipedia

Yorumlar

No reviews yet. Be the first!

Yorum yazın