İstanbul Arkeoloji Müzeleri
Genel Bakış
1869 yılında Maarif Nazırı Mehmet Esad Safvet Paşa tarafından kurulan bu müzenin ana binası ise 13 Haziran 1891'de ziyarete açılmıştır. Müze, çeşitli kültürlerden bir milyonu aşkın eser koleksiyonuna ev sahipliği yapmaktadır ve tarih boyunca birçok önemli keşiften elde edilen nesneleri sergiler. Bu sayede müzenin ziyaretçileri farklı zamanlarda yaşamış insanlar hakkında derinlemesine bilgi edinebilirler.
Müzenin birimleri
İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yer alan medeniyetlerden eserlere ev sahipliği yapan bir tarihi ve kültürel merkezdir. Müzenin koleksiyonu, Balkanlar'dan Afrika'ya, Anadolu ve Mezopotamya'dan Arap Yarımadası'na ve Afganistan'a kadar uzanan geniş bir alanda toplanmış eserleri kapsar. Müze üç ana bölümden oluşmaktadır: Arkeoloji Müzesi (ana bina), Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi.
Arkeoloji Müzeleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun çeşitli dönemlerindeki sanat eserlerini sergileyen ana binanın adıdır. Bu bölümde, arkeolojik keşiflerden elde edilen kalıntılar ve antik yapıların parçaları sergilidir. Müzenin bu bölümü, Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihine dair derin bir insight sunarak ziyaretçileri geçmişe götürür.
Eski Şark Eserleri Müzesi ise eski çağlardan kalma sanat eserlerini ve antik yapıların parçalarını sergileyen bir bölüm olarak işlev görür. Bu bölümde, Mezopotamya, Mısır ve Anadolu gibi bölgelerin tarihine dair önemli buluntular sergilidir.
Çinili Köşk Müzesi ise Osmanlı İmparatorluğu'nun saray mimarisinin en güzel örneklerinden birini barındıran bir bölüm olarak değerlendirilir. Bu köşkte, Osmanlı İmparatorluğu'nun saray yaşamına dair önemli buluntular sergilidir.
Bu üç ana bölüm, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin zengin koleksiyonunu ve tarihi değerini yansıtan birer parçadır. Bu müze, Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihine dair önemli bilgiler sunarak hem turistler hem de araştırmacılar için önemli bir kaynak olmaktadır.
Tarihçe
İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçen süreçte kurulan ve ülke ilk müzecilik faaliyetlerini barındıran yerdir. Fatih Sultan Mehmed döneminde tarihî eser toplama merakı görülmeye başlamış, ancak resmi olarak müze çalışmaları 1869'da "Müze-i Hümayun" olarak kurulduğunda gerçekleşmiştir. Bu müzeyi temel alan Aya İrini Müzesi'nde toplanan arkeolojik eserlerden oluşuyordu ve dönemin Maarif Nazırı Mehmed Esad Safvet Paşa, müzeyle yakından ilgilenmiş ve kişisel çabalarıyla müzeye eser kazandırmıştır. Galatasaray Lisesi'nden İngiliz asıllı Edward Goold, müze müdürü olarak atanmış ve 1872'de Maarif Nazırı Ahmed Vefik Paşa, müzenin yeniden kurulmasıyla Phillip Anton Dethier'i yeni müdür olarak atamıştır. Dethier'in çalışmaları sonucunda Aya İrini kilisesinin mekânının yetersiz olduğu anlaşılmış ve yeni bir bina yapılması gündeme gelmiş, ancak maddi imkânsızlıklar nedeniyle bu plan uygulanamamıştır. Bunun yerine Fatih Sultan Mehmet döneminde yapılan "Çinili Köşk" müzeye dönüştürülmüş ve 1880'de restore edilerek açılmıştır. Bugün Eski Şark Eserleri Müzesi olarak bilinen bina, Osman Hamdi Bey tarafından II. Abdülhamid döneminde 1883 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi olarak inşa edilmiş ve bu akademi ileride Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin temelini oluşturacak ilk güzel sanatlar okuludur. Binanın mimarı Alexander Vallaury'dir. 1917 yılında içeriğindeki akademinin Cağaloğlu'na taşınmasıyla bu bina, müzeler müdürlüğüne tahsis edilmiştir. Dönemin müze müdürü Halil Ehem Bey, Yakındoğu ülkelerinin antik kültürlerine ait eserlerin Yunan, Roma ve Bizans eserlerinden ayrı olarak sergilenmesini düşünmüş ve binayı bu amaçla yeniden düzenlemiştir.
Osman Hamdi Bey, Nemrut Dağı, Kyme, Marinave diğer Aiolia Nekropolleri'nde ve Lagina Hekate Tapınağı'nda kazılar gerçekleştirmiş ve bu alanlardan elde edilen eserleri İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilemek üzere toplamıştır. 1887-1888 yıllarında Lübnan'daki Sayda'da yürüttüğü kazılar sonucunda Krallar Nekropolü'ne ulaşmış ve dünyaca ünlü İskender Lahdi dahil olmak üzere birçok önemli lahit ile İstanbul'a dönmüştür. Bu eserlerin sergilenebilmesi için yeni bir müze binasına ihtiyaç duyulmuş, bu da Osman Hamdi Bey'in talebi üzerine dönemin ünlü mimarı Alexandre Vallaury tarafından Çinili Köşk'ün karşısına inşa edilen "Müze-i Hümayun" olarak adlandırılan binaya neden olmuştur. Bu yeni bina 13 Haziran 1891'de ziyarete açılmış ve bu tarih hala Türkiye'de müzeciler günü olarak kutlanmaktadır. Ana müze binasına kuzey kanadı 1903'te ve güney kanadı 1907'de eklenerek bugünkü ana bina şekli oluşturulmuştur. Ek Bina ise, yeni sergi salonları ihtiyacını
Kaynak: Wikipedia
Yorumlar
No reviews yet. Be the first!