Kariye Camii
Photo: Tadam · CC0 · Wikimedia Commons

Kariye Camii

Kariye Cami Sokağı 18, Derviş Ali Mahallesi, İstanbul Dinî yapı

Genel Bakış

Kariye Camii, İstanbul'un Fatih ilçesinde Edirnekapı semtine ait olan ve eski adıyla Azize Kurtarıcı Hora Kilisesi olarak bilinen bir yapıdır. Doğu Roma İmparatorluğu döneminde büyük bir manastırın merkezi olan bu kilise, İstanbul'un fethinden sonra elli sekiz yıl daha kutsal bir yer olarak kullanıldıktan sonra 1511'de camiye dönüştürüldü. Kariye Camii, 2019 yılında Danıştay'ın iptal kararı sonucu Cumhurbaşkanı tarafından Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredilmiş ve 6 Mayıs 2024 tarihinde ibadete açılmıştır.

Kilisenin önemli bir özelliği, iyi korunmuş mozaik ve freskleridir. Kiliseden camiye dönüşümü sırasında, Hristiyanlık sembolleri, yazılar ve tüm freskoların içine ince bir boya ve kireç badanası ile örtülmesiyle yapı tahrip edilmemiş olarak günümüze ulaşmıştır. Bu nedenle, Kariye Camii hem tarihî değerli hem de sanatsal açıdan önemli bir yerdir.

Kilisenin içindeki mozaikler, özellikle de kutsal şahitleri ve İsa'nın yaşamını anlatan resimleriyle ünlüdür. Ayrıca, kilisenin duvarlarında bulunan freskler de dikkat çekicidir. Bu sanatsal eserler, Kariye Camii'ni dünya çapında tanınmış bir turistik destinasyon haline getirmiştir.

Kilise 1945'te ulusal anıt ilan edilmiş ve 1948 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla Müzeler İdaresi'ne bağlı bir müze hâline getirilmiştir. Kariye Camii, Türkiye'de en çok ziyaret edilen müzelerden biridir ve tarih, sanat ve ibadet merkezi olarak önemli bir rol oynamaktadır.

Kilisenin etrafında Theodosius Surları bulunmaktadır ve bu surların yaklaşık yüz metre kadar uzaklıkta yer aldığı söylenmektedir. Kariye Camii'nin tarihini anlammak için, bu surların da ziyaret edilebilmesi önemlidir.

Kilisenin duvarlarında bulunan mozaikler ve freskler, kiliseyi dikkat çekiciliğe sahip bir yer haline getirmektedir. Bu sanatsal eserler, Kariye Camii'nin tarihini ve kültürel önemi anlamak için ziyaretçileri ilgilendiren önemli unsurlardır.

Kilise ayrıca ibadet merkezi olarak da hizmet vermektedir. Cumhurbaşkanı tarafından Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredildikten sonra, kilisenin içeriği ve etkinlikleri dini açıdan da önemli bir rol oynamaktadır.

Sonuç olarak, Kariye Camii, İstanbul'un tarihî ve kültürel mirasının önemli parçalarından biridir. Kilisede bulunan mozaikler ve freskler, sanatsal değerleriyle dikkat çeken eserlerdir. Ayrıca kilise ibadet merkezi olarak da hizmet vermektedir. Bu nedenle Kariye Camii'nin tarihini ve kültürel önemi anlamak için ziyaret edilmesi tavsiye edilir.

Tarihçe

Kariye Kilisesi, 6. yüzyıla kadar uzanan bir tarihine sahiptir ve günümüze ulaşmış hali, Osmanlı döneminde ve 20. yüzyılın ikinci yarısında yapılan onarımlardan kaynaklanır. Günümüzdeki yapı daha önce kilise çevresinde bulunan manastır kompleksinin kalıntıları arasında yer almadığı için bu yapıların geçmişte neredeyse tamamen yok olmuş olması muhtemeldir.

Yapının ilk dönemine ait bilgiler, Doğu Roma İmparatoru I. Justinianus döneminde Aziz Theodore tarafından inşa ettirilmiş olması şeklinde kaynaklara göre verilmiştir. İnşaatı, 536 yılında başlamış ve eşi Theodora'nın amcası olan Aziz Theodore tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu yapı, Hristiyanlığın erken dönemlerinde İzmit (Nicomedia)'te şehit edilen Aziz Babylas’ın röliklerinin 4. yüzyılda gömülmesiyle bir nekropol alanına dönüşmüş olabilir. Ancak bu iddiayı destekleyen kanıt yoktur ve bazı kaynaklarda Antakyalı olduğunu belirtir.

Kariye Kilisesi, kent surlarının dışında yer alması nedeniyle "Kırsal Alan" veya "Kent dışı" anlamına gelen Hora adını almıştır. İlk yapı 6 Ekim 557 tarihindeki depremle yıkılır ve imparator tarafından daha büyük bir manastır inşa ettirilmiştir.

Manastır ilk kez, 8. yüzyılda Patrik I. Germanos'un buraya gömüldüğü kaynaklarda adını almıştır. İkonoklast dönemlerde tahribata uğrayan kilise, çeşitli onarımlarla yeniden canlandırmıştır.

İkinci devre, 843'te toplanan ve İkinci İznik Konsili'nin kararlarını teyit eden yeni bir konsil ile ikona kültüne son kez serbest bırakıldıktan sonra baş rahip olarak atan Mikhael Synkellos'un gerçekleştirdiği büyük yapım kampanyasıyla kilise büyütülerek üç yeni şapel eklenmiştir.

Üçüncü devre, 11. yüzyılda Komninos Hanedanı Büyük Saray yerine Edirnakapı'daki Blakernai Sarayı'na (Tekfur Sarayı) taşınmasıyla Hora Manastırı'nın önemi artmıştır. Harap halde olan manastır, I. Aleksios'un kayınvalidesi Maria Dukaina tarafından yeniden inşa edilmiştir ve "Kurtarıcı İsa" adıyla anılmaya başlanmıştır.

Dördüncü devre, Maria Dukaina'nın yaptırdığı onarımdan yarım yüzyıl sonra manastırda büyük çaplı onarım gerekli olmuştur. I. Aleksios'un küçük oğlu İsaakios Komnenos, 1120 yılında kilisenin büyük bölümünü yeniden inşa ettirerek kapalı Yunan haçı planlı yapıyı kiborion planlı bir yapıya dönüştürmüştür.

Beşinci devre, Manastır'ın 1204-1261 yıllarındaki Latin istilasından sonra harap halde olduğu ve Palaiologoslar'ın şehri geri almasından sonra Blakhernai Sarayı'nın imparatorların ikametgâhı olmasıyla Hora Manastırı'nın önemini tekrar kazanmıştır. Kilisenin kubbesinin çökmesi üzerine yapılan büyük onarım, II. Andronikos döneminde tamamlanmıştır. Bizans aristokrasisi arasında dinsel bir kurumu yaptırma veya onarmak, bu dünyada prestij ve öbür dünya için yatırım olarak düşünülm

Mimari özellikleri

Kariye Kilisesi, tipik bir Bizans yapısıdır. Dışarıdan tuğla duvarlarıyla oldukça sade görünmekle birlikte içi en süslü kiliselerden biridir. Güney cephede uzanan dar uzun tek nefli bir şapel olan "pareklezyon" bodrum üzerine inşa edilmiştir. Üstü kısmen kubbe, diğer kısımları tonozla örtülüdür. Tek apsisi vardır. Bütün batı cephesi boyunca uzanan dış narteks bugünkü cepheyi oluşturur.

Yapının orta mekanını örten kubbe yüksek kasnaklıdır. Osmanlı döneminde onarım görmüştür ve ahşaptır. Dış cephelerde yuvarlak kemerler, yarım payeler, nişler ve taş tuğla örgü sıraları ile plastik ve hareketli bir görünüm sağlanmıştır. Doğu cephesi dışa taşkın apsislerle bitmektedir. Orta apsis dıştan yarım kemerli bir "payanda" ile desteklenmiştir. Bu payanda, gotik mimarlıkta yaygın olarak kullanılan bir destek ögesidir.

Haç tonozları, yük etkisiyle sütun, paye gibi taşıyıcı destekleri iterek yıkılmalarını önleme amaçlıdır. Yarım kemer biçimlidir, dıştan destek sağlar. Esas ibadet mekanı işlevini gören "naos", yapının merkezinde yer alır. Naos pandantifler ile geçilen bir kubbeyle örtülüdür. Naosun doğu uzantısı, "sunak masası"nın yer aldığı "bema" ya da kutsal mekandır. Bema'nın iki yanında pastoforium odası yer alır.

Şükran ayininin hazırlandığı kuzey şapel "prothesis", giyinme odası olarak kullanılmış güney şapel "diakonikon" olarak adlandırılır. 14. yüzyıldan itibaren "diakonikon" özel şapel işlevi görmüştür. İki katlı kuzey ek bölüm naosa birleşir. Geçiş niteliğindeki alt katı giyinme odası olarak kullanılmış olabilir. Manastır kütüphanesini barındıran ve naosa bir pencere ile açılan üst katı büyük olasılıkla kurucunun çalışma mekanıdır.

Batıda, mozaiklerle süslü iki geniş narteks yer almaktadır. Özgün planında güneybatı köşesinde bir çan kulesinin yer aldığı dış "narteks", kapının bulunduğu revaklı cephesi ile dışa açılır. Nartekslerde mozaikler, mermer kaplamalar ve kabartmalar görünmektedir.

Ek şapel konumundaki "pareklezyon" mezar şapeli işlevini görmüştür. Buradaki fresklerin hemen hemen tümü korunmuştur. "Pareklezyon"la "naos" arasında, tamamlanmamış depo ve muhtemelen keşiş odası olarak kullanılan özel bölümü bağlayan geçit bulunmaktadır. Özel bölüm "naos"a bir pencere ile açılmaktadır.

Kaynak: Wikipedia

Yorumlar

No reviews yet. Be the first!

Yorum yazın