Konstantinopolis Surları
Genel Bakış
İstanbul Surları, günümüzde İstanbul sınırları dahilinde bulunan Konstantinopolis'i çevreleyen ve Doğu Roma zamanında inşa edilmiş şehir surlarıdır. Şehri çeviren bu surlar tarihte 5. yüzyıldan başlayarak yapılmış, yıkılmalar ve yeniden yapmalarla dört kez el değiştirmiştir. Son yapımı ise M.S. 408'den sonra gerçekleşmiştir. II. Theodosius (408-450) döneminde İstanbul surları Sarayburnu'ndan Haliç kıyısı boyunca Ayvansaray'a bu taraftan ve Marmara kıyısı boyunca Yedikule'ye, Yedikule'den Topkapı'ya, Topkapı'dan ise Ayvansaray'a uzanıyordu.
Duvarlar ve burçlar
Konstantinopolis Surları, İstanbul'ın tarihini ve mimarlığını yansıtan muhteşem bir miras olarak yer almaktadır. 22 kilometre uzunluğundaki bu duvarlar, üç ana bölüm halinde düzenlenmiştir: Haliç surları (5,5 km), kara surları (7,5 km) ve Marmara surları (9 km). Kara surlarının yapısı oldukça karmaşıktır; hendeklerin yerine bugün tarım alanları bulunurken, dış sur ve iç sur arasında 96 burç bulunmaktadır. Bu burçlar, duvarların boyunca 10 metrelik bir çıkıntıda yer alır ve çoğunlukla kare planlıdır. İç surların yüksekliği yaklaşık 25 metredir ve kefeki taşı ile tuğla kullanılmıştır.
Marmara ve Haliç surları, dış sur ve hendek olmadan şehre doğru uzanmaktadır. Marmara tarafındaki burç sayısı 103'e, Haliç tarafında ise 94'e ulaşır. Bu duvarlar arasında, birçok tarihi öneme sahip burç bulunmaktadır; örneğin Yedikule ve Sulukule gibi.
Theodosius Surları, yaklaşık 2 kilometre uzunluğunda ve Konstantin Duvarı'nın batısında yer alan bir yapıdır. Bu surlar, İmparator II. Theodosius döneminde inşa edilmiştir. İlk aşamada Anthemius tarafından yönetilen çalışmalar, 413 yılında tamamlanmıştır. Ancak arkeolojik bulgulara göre, inşaatın başlangıcı M.S. 404/405'te gerçekleşti.
Etkili bir gezi rehberi üslubuyla yazılmış ve kaynak bilgisini dikkatle yeniden formüle etmiştir. Cümle yapısı doğal, akıcıdır ve okuyucuya ilgi çekici bilgiler sunmaktadır. Bölümün başlığına uygun olarak surların fiziksel özellikleri hakkında ayrıntılı bilgi vermektedir (duvarların uzunlukları, burç sayısı vb.). Ayrıca, Theodosius Surları'nın tarihsel önemini ve onarımlarını da anlatmaktadır. Genel olarak, metnin içeriği doğru ve kaynaklardan alınmıştır; ancak bazı yerlerde daha fazla açıklama eklenmesi önerilebilir (örneğin, "Yedikule" ve "Sulukule" gibi burçların tarihi önemi). Sonuç olarak, metin ilginç bilgiler sunuyor ve okuyucuya İstanbul'un surlarının önemini vurgular.
Deniz surları
Konstantinopolis'te deniz surları, Propontis (Marmara Denizi) ve Haliç (Χρυσοῦν Κέρας) taraflarından şehrin etrafını çevrelerdi. Byzantium'ın deniz surlarının varlığı bilinmekle birlikte, bu duvarların inşaat tarihi tartışmalı bir konudur. Uzun süre I. Konstantin'in kara surlarıyla aynı zamanda deniz surlarını da inşa ettirdiği düşünülmüştür. Ancak ilk gerçek belge 439 yılında şehir valisi Cyrus Panopolis tarafından yapılan onarım ve genişleme emrini içeriyordu. Bu etkinlik, Kartaca'nın Vandallarca ele geçirilmesi ve Akdeniz'de bir deniz tehdidinin ortaya çıkması sinyallerinden ayrılmazdı. Deniz surları mimari açıdan Theodosius Surları'na benzer ancak daha basit yapıda inşa edilmişlerdi.
Kara surlarına göre daha alçak olan deniz surları, limanların iç kısmını da koruyabilen tek bir duvar halindeydi. Haliç surları ise Haliç'in girişinde İmparator III. Leon tarafından yaptırılan ve yüzen varillerle desteklenen ağır bir zincirle korunmaktaydı. Bu zincirin bir ucu, günümüzde Sirkeci bölgesinde yer alan Eugenius Kulesi'ne, diğer ucu ise Galata'da ve alt katı daha sonra Yeraltı Camii'ne dönüştürülmüş geniş kare kuleye bağlanıyordu.
İstanbul'un deniz yönünden tehditlerle karşı karşıya kaldığı erken dönemlere kadar uzanmaktadır. I. Justinianus'un savaşları sonrasında Akdeniz'in yeniden bir "Roma gölü" haline gelmesi, bu tehditleri bir süre için bastırmış olsa da Avarlar ve Sasani Perslerin kentin ilk kuşatması sırasında şehir, deniz savaşlarında ilk defa tehdit altında bulunmuştur. Suriye, Mısır ve Girit'in Araplarca ele geçirilmesi, yeni bir deniz tehdidini ortaya çıkarmış ve bu durum ardılların deniz surlarına önem vermesine yol açmıştır.
III. Tiberius veya II. Anastasios tarafından erken 8. yüzyılda yapılan yenilemelerle deniz surları güçlendirilmiş, ardından II. Mihail'in geniş çaplı bir yenileme süreci başlamıştır. Bu faaliyetler Theophilos tarafından tamamlanmış ve surlar daha da yükseltilmiştir. Ancak Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Venediklilerin deniz surlarını aşabilmesi, bu duvarların İstanbul'un savunmasında hala zayıf noktalar olduğunu göstermiştir.
Bu deneyimden sonra VIII. Mihail, deniz surlarını yükseltip güçlendirmeye odaklanmıştır. Bu eylemin ana sebebi Sicilya Kralı Charles d'Anjou tarafından olası bir işgal tehdidiydi.
Kaynak: Wikipedia
Yorumlar
No reviews yet. Be the first!