Yeni Cami
Photo: Diego Delso · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Yeni Cami

Yeni Camii Avlusu, Rüstempaşa Mahallesi, İstanbul Dinî yapı

Genel Bakış

Yeni Cami, İstanbul'un tarihine derin izler kazanan önemli camilerden biridir. 1597 yılında Sultan III. Murad'ın eşi Safiye Sultan tarafından temel atılmış ve 66 yıl süren inşaat sürecinin ardından IV. Mehmed'in annesi Turhan Hatice Sultan'un büyük çabalarıyla 1665'te ibadete açılmıştır. Osmanlı mimarisinde son örnek olarak kabul edilen bu cami, deniz kenarına yaratılmış ancak zamanla denizin doldurulmasıyla uzaklaşan bir yapıdır.

Mimar Davud Ağa tarafından başladığı inşaat, Mimar Dalgıç Ahmed Ağa devam ettirmiş ve Safiye Sultan'ın ölümüyle durdurulmuştur. Sonrasında Mustafa Ağa tarafından IV. Mehmed döneminde tamamlanmış olan caminin mimari üslubu, kubbedeki yükseklik vurgusu ile karakterize edilirken, yan cephe revakları da dikkat çekici bir özellik sunar. Kubbe planı, Mimar Sinan'ın Şehzade Camii'nde ve Sedefkar Mehmed Ağa'nın Sultanahmet Camii'nde kullanılan kubbe planını tekrar eder ancak piramit biçiminde yükselen kubbe bu caminin özgün bir özelliği haline gelmiştir.

Yeni Cami, İstanbul'un görselliğine önemli katkıda bulunan ve silüetini şekillendiren yapıdır. Ayrıca, Valide Sultan Türbesi, Hünkâr Kasrı, sebil, çeşme, sıbyan mektebi, darülkurra, Mısır Çarşısı arastası gibi birçok binayı da içeren külliyenin parçasıdır. Daha sonra kütüphane, muvakkithane ve bir türbe ile birkaç çeşme de eklenerek külliye tamamlanmıştır.

Bu cami, Osmanlı döneminin mimarisindeki en uzun sürede tamamlanan yapılar arasında yer alır ve günümüzde yine de İstanbul'un önemli ikonik binalarından biridir.

Tarihçe

Yeni Cami ve külliyesinin inşaatı, III. Mehmed'in tahta geçmesinden sonra iktidarını temsil etmek üzere Eminönü'de bir cami yaptırmak isteyen Safiye Sultan tarafından 1597 yılında başlatılmıştır. Bu yapı, o dönemde gümrük ve limanın yakınında önemli bir ticaret merkezi olan Bahçekapı semtinin yerine inşa edilmiştir. Caminin bulunduğu alan, Fatih döneminde Balkanlar ve Anadolu'dan getirilmiş Yahudiler tarafından yerleşikleşmişti.

Projenin ilk mimarı Davut Ağa, yapının yerini belirleyip planını çizdi. İstimlak işlemleri tamamlandıktan sonra temel atma töreni 1598 yılının Nisan ayında gerçekleşti ve Tophane'den yapılan top atışlarıyla İstanbul'a caminin inşaatı başladığını haber verildi. Ancak, bu dönemde sadrazam Hadım Hasan Paşa'nın azledilmesi kutlamalara gölge düşürmüş ve törenin tamamlanmamasına neden olmuştur.

Temel kazma işine başladıktan sonra, çok miktarda su çıkması inşaatı sıkıntıya soktu. Bu sorun, tulumbalarla tahliye edilerek çözülmeye çalışıldı. Zemin sağlamlaştırılmasında ise uçları kurşun kuşaklarla bağlanan kazıklar ve taş bloklar kullanıldı.

Temel işi tamamlanmadan önce Davut Ağa'nın vebaya yakalanarak ölmesi üzerine su yolu nâzırı Mimar Dalgıç Ahmed Ağa mimarbaşı olarak tayin edildi. 1603'te yapı birinci pencere hizasına kadar yükselmişken III. Mehmed'in ölümü ve Safiye Sultan'ın Beyazıt'taki eski saraya yollanması üzerine inşaat askıya alındı. Safiye Sultan'ın 1604 yılında ölmesiyle de tamamen kesintiye uğradı.

IV. Murad 1637 yılında cami inşaatını devam ettirmeye çalışmış ancak yüksek maliyet nedeniyle vazgeçmiştir. Bu nedenle, yapı uzun yıllar atıl kaldı ve halk tarafından "Zulmiye" olarak anılmıştır. Yangınla hasar görmüş olan cami, Turhan Hatice Sultan'ın girişimiyle yeniden inşa edilme çabaları başlatıldı. 4 Temmuz 1660'da gerçekleşen Büyük İstanbul Yangını'nın ardından cami çevresindeki Yahudi mahallelerinin da küle dönüşmesi üzerine Hasköy'e nakledildiler.

İnşaat, Mimarbaşı Mustafa Ağa sorumluluğunda bir sıra taş sökülerek yeniden başladı. 1665'te sarayın ve cümle devlet erkânının hazır bulunduğu topluluğun önünde düzenlenen merasim töreniyle inşaat sona erdi. Halk tarafından "Zulmiye" olarak anılan camiye "Adliye" adı verildi.

2016 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan restorasyon çalışmaları 2023 yılında tamamlandı ve cami yeniden ibadete açıldı. Bu tarihsel yapı, İstanbul'un önemli miras maddelerinden biridir ve ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

Mimarisi

Yeni Cami, klasik Osmanlı mimarisinin devam ettiğini gösteren bir yapıdır. Merkezi planlı bir camidir ve ana kubbe dört yönde yarım kubbelerle genişletilmiştir. Bu kubbelerin altını destekleyen dört fil ayağı, mimari inşaatın güçlü bir sembolüdür.

Caminin iç duvarları çinilerle kaplıdır ve bu çinilerde mavi, fîrûze ve yeşil renkler hakimdir. Avluda bulunan sütunlar, Girit'in fethi sonucu elde edilen somaki mermerden yapılmıştır.

Yapının dış görünüşü Süleymaniye Camii'ne göre daha sivri bir piramit şeklinde olup çok düzenlidir. Üçer şerefeli iki minare ise, kare kaide üzerinde onaltıgen olarak yükselerek camiyi çevreler. Minarelerin külahları kurşunla kaplı ve büyük cümle kapısı duvarının iki ucunda inşa edilmiştir.

Güneybatı köşesinde avlu duvarında yer alan üç güneş saati, caminin diğer unsurlarıyla birlikte mimari zenginliğini vurgular. Yeni Cami, Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir ve turistler için ziyaret etmekten kaçınmamak gerekir.

Kaynak: Wikipedia

Yorumlar

No reviews yet. Be the first!

Yorum yazın