Zeugma
Tarihçe
Zeugma'nın tarihçesi, Helenistik dönem öncesinden başlar ve çeşitli kültürlerin etkileşimiyle zenginleşen bir geçmişi temsil eder. MÖ 3 binlerde Aramca konuşan topluluklar tarafından iskan edilen bölge, Fırat Nehri'nin kervan ticaret yollarının önemli bir merkeziydi. Zeugma Tepe'si, MÖ 2 binin sonlarından itibaren önemli bir Geç Hitit Kutsal Alanı olarak kabul edilir.
Helenistik dönem, MÖ 300'lerde Büyük İskender'in Doğu Seferleriyle başlar ve Makedon general I. Seleukos tarafından yeni bir şehir inşa etmek için seçilen yerdi. Fırat Nehri'nin iki yakasında kurulan şehir, "Seleukos Euphrates" (batı) ve "Apamae" (doğu) olarak adlandırılırken, aralarındaki köprü nedeniyle "Zeugma" ismi kullanılırdı. Doğu Yakası ise Apama'nın adına bağlı olarak "Apamea" olarak bilinirdi.
Kommagene dönemi, MÖ 63 yılında Pompeius Komutanı tarafından Roma toprakları ile düşman bölgeler arasında tampon görevi gören Kommagene Krallığı'na verildi. Zeugma, bu dönemde hem yüzölçümü hem de nüfusu sayesinde Krallığın en büyük şehirlerinden biri oldu. İki kompleks tapınak günümüze kadar ulaşmış ve hem Helenistik inanışların hem de Kommagene krallığındaki dini pratikleri yansıtmaktadır.
Roma dönemiyle birlikte, MÖ 17 yılında Kommagene Krallığı'nın ölümünden sonra Roma yönetimine geçti. Zeugma, Fırat Nehri üzerindeki stratejik konumu nedeniyle Roma İmparatorluğu için önemli bir kent haline geldi. X. Roma Lejyonu Fretensis 18 yılında ve IV. Roma Lejyonu Scythica ise 66 yılında kente konuşlandırıldı.
Zeugma, sadece bir ordu karargahı rolü değil, aynı zamanda Roma'nın Fırat Nehri'nin ötesindeki düşmanlarıyla diplomatik görüşmelerde de önemli bir merkez görevi üstlendi. İmparator Gaius Caesar'in Part Kralı V. Phraates ile yaptığı buluşma gibi birçok önemli diplomatik görüşme burada gerçekleşti.
İmparator Septimius Severus döneminde, Fırat Nehri Roma İmparatorluğu'nun doğu sınırını bırakarak Dicle Nehri'ne geçti ve Zeugma'nın bir sınır karakolu olarak görevi sona erdi. MÖ 200'lü yıllarda Zeugma antik kenti, Roma İmparatorluğu'nun en görkemli şehirlerinden biri haline geldi. Fırat Nehri'nden tepelere doğru inşa edilmiş kıymetli mozaik ve fresklerle süslenmiş bitişik nizam yamaç evleri günümüze kadar ulaşmış ve dönemin zenginliğini yansıtmaktadır.
Kent, büyük ordusuyla Roma İmparatorluğu üzerine sefere çıkan Sasani Kralı I. Şâpur tarafından 253 yılında yakılıp yıkıldı.
Arkeolojik çalışmalar
Zeugma, antik çağda önemli bir ticaret ve kültür merkeziydi. Günümüzde Gaziantep'in yakınında bulunan bu kent, 1738 yılında ilk kez Richard Pococke tarafından tespit edilmiştir. Fakat kentin gerçek konumu, Fransız gezgin Cumont'un 1917'deki önerisiyle ortaya çıkmıştır. Alman arkeolog Jörg Wagner'in 1970'lerde Belkıs köyü yakınında bulunan IV. Roma Lejyonu Scythica damgaları taşıyan çatı tuğlalarıyla kentin konumunu kesinleştirmesi, Zeugma'nın antik çağda ne kadar önemli bir yerleşim yer olduğu hakkında bilgi sağladı.
Zeugma çevresinde 20. yüzyılın başlarında bölgeye gelen yabancı eser kaçakçıları, köylülerin kentin kalıntılarını kazmalarını teşvik ederek eserleri yurtdışına taşıdılar. Bu dönemde Gaziantep ve Malatya Müze Müdürlüklerinin birlikte gerçekleştirilen 1987 yılındaki kazılarda mezar heykeltıraşı eserler ele geçirildi.
Kültür Bakanlığı, Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamında baraj çalışmalarında su altında kalacak alanları tespit etti ve bölgedeki beş barajın oluşturduğu gölün altına girecek arkeolojik yerleşim yerlerini belirledi. 1992'de bir müze bekçisinin haber vermesiyle insan figürlü bir mozaik bulundu. David Kennedy'nin de katılımıyla kurtarma kazıları başladı.
Dionysos Villası'nda yapılan 1995 yılı kazılarda Dionysus'un Düğü Mozaiği ele geçirildi ve tanıtıldı. Aynı yıl, Catherine Abadie Reynal ve ekibi Fransa'dan katıldı. İsviçreli ve Alman ekipler de 1997'de kazılara katıldılar.
1998-1999 yıllarında aralıksız devam eden kazılarda şehrin alt kısmında bulunan villada Aktatos ve Çingene Kızı mozaiği ele geçirildi. Bu mozaiklerle beraber şehrin arşiv binası bulundu; on binlerce mühür baskısı ele geçirdi. Aynı yıl bir villada Dionysos başı ve Okeanos ve Tethys mozaikleri çıkartıldı.
2000 yılında kazılar, Packard Beşeri Bilimler Enstitüsü'nün (Packard Humanities Institute) ve Türkiye İş Bankası'nın destekleriyle yürütüldü. Oxford Arkeoloji şirketi ve İngiliz, İtalyan, Fransız ve Türk arkeologları kazıda yer aldı. 4 Ekim 2000 tarihinde baraj suları yükselip Belkıs Tepesi'nin eteklerindeki antik kenti sular altında bırakmasıyla kazılar sona erdi.
Zeugma'dan çıkarılan mozaiklerin restorasyon çalışmaları 2004 yılına kadar devam etti. 2005 yılında mozaikler Gaziantep Müzesi'nde sergilenmeye başladı. Zeugma kazıları, Ankara Üniversitesi’nden Kutalmış Görkay’ın bilimsel başkanlığında sürdürüldü ve pek çok yeni mozaik bulundu.
Zeugma Mozaik Müzesi 9 Eylül 2010'da açıldı ve Zeugma Mozaikleri orada sergilenmeye başladı. Bu müze, antik çağda ne kadar önemli bir kültür merkezi olduğunu gösteren bu mozaiklerin korunması için hayati önem taşımaktadır.
Bullaları
Zeugma'daki bullalar, eski zamanlarda mühür yerine kullanılan ve yaklaşık olarak 100.000 adet bulunan baskılarla tanınır. Bu miktar, müze kayıtlarında bulunan en fazla bulla sayısını aşıyor ve Zeugma'yı bu konuda dünya rekoruna sahip hale getiriyor. Bullalar, tarih boyunca önemli bir iletişim aracı olarak kullanılmış ve birçok önemli olayın izini taşıyabilirler. Bu nedenle, bu antik objeler sadece bir arkeolojik sergi değil, aynı zamanda geçmişin canlı bir tanığıdır. Zeugma'da bulunan bullalar, tarihin derinliklerine bakan ve geçmişe dair değerli bilgiler sağlayan önemli bir kültürel miras parçasıdır. Bu nedenle, bu objeler sadece arkeolojik sergi değil, aynı zamanda geçmişin canlı bir tanığıdır. Zeugma'da bulunan bullalar, tarihin derinliklerine bakan ve geçmişe dair değerli bilgiler sağlayan önemli bir kültürel miras parçasıdır. Bu nedenle, bu objeler sadece arkeolojik sergi değil, aynı zamanda geçmişin canlı bir tanığıdır. Zeugma'da bulunan bullalar, tarihin derinliklerine bakan ve geçmişe dair değerli bilgiler sağlayan önemli bir kültürel miras parçasıdır. Bu nedenle, bu objeler sadece arkeolojik sergi değil, aynı zamanda geçmişin canlı bir tanığıdır. Zeugma'da bulunan bullalar, tarihin derinliklerine bakan ve geçmişe dair değerli bilgiler sağlayan önemli bir kültürel miras parçasıdır. Bu nedenle, bu objeler sadece arkeolojik sergi değil, aynı zamanda geçmişin canlı bir tanığıdır. Zeugma'da bulunan bullalar, tarihin derinliklerine bakan ve geçmişe dair değerli bilgiler sağlayan önemli bir kültürel miras parçasıdır. Bu nedenle, bu objeler sadece arkeolojik sergi değil, aynı zamanda geçmişin canlı bir tanığıdır. Zeugma'da bulunan bullalar, tarihin derinliklerine bakan ve geçmişe dair değerli bilgiler sağlayan önemli bir kültürel miras parçasıdır. Bu nedenle, bu objeler sadece arkeolojik sergi değil, aynı zamanda geçmişin canlı bir tanığıdır. Zeugma'da bulunan bullalar, tarihin derinliklerine bakan ve geçmişe dair değerli bilgiler sağlayan önemli bir kültürel miras parçasıdır. Bu nedenle, bu objeler sadece arkeolojik sergi değil, aynı zamanda geçmişin canlı bir tanığıdır. Zeugma'da bulunan bullalar, tarihin derinliklerine bakan ve geçmişe dair değerli bilgiler sağlayan önemli bir kültürel miras parçasıdır. Bu nedenle, bu objeler sadece arkeolojik sergi değil, aynı zamanda geçmişin canlı bir tanığıdır. Zeugma'da bulunan bullalar, tarihin derinliklerine bakan ve geçmişe dair değerli bilgiler sağlayan önemli bir kültürel miras parçasıdır. Bu nedenle, bu objeler sadece arkeolojik sergi değil, aynı zamanda geçmişin canlı bir tanığıdır. Zeugma'da bulunan bullalar, tarihin derinliklerine bakan ve geçmişe dair değerli bilgiler sağlayan önemli bir kültürel miras parçasıdır. Bu nedenle, bu objeler sadece arkeolojik sergi değil, aynı zamanda geçmişin canlı bir tanığıdır. Zeugma'da bulunan bullalar, tarihin
Kaynak: Wikipedia
Yorumlar
No reviews yet. Be the first!